"büyü" - 563 ayet bulundu

Şuara Suresi Ayet 19 Diyanet Vakfı
18. (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
Şuara Suresi Ayet 35 Ali Bulaç
34- (Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: 'Bu” dedi, 'Doğrusu çok bilen bir büyücüdür.'
Şuara Suresi Ayet 36 Diyanet Vakfı
35. Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?
Şuara Suresi Ayet 38 Ali Bulaç
37- 'Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler.'
Şuara Suresi Ayet 39 Ali Bulaç
38- Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.
Şuara Suresi Ayet 41 Ali Bulaç
40- 'Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız.'
Şuara Suresi Ayet 42 Ali Bulaç
41- Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: 'Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?' dediler.
Şuara Suresi Ayet 47 Ali Bulaç
46- Anında büyücüler secdeye kapandılar.
Şuara Suresi Ayet 50 Diyanet Vakfı
49. Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!
Şuara Suresi Ayet 51 Elmalılı
50-(Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.
Şuara Suresi Ayet 52 Elmalılı
51-Herhalde biz mü'minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz.
Şuara Suresi Ayet 56 Ali Bulaç
55- 'Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.'
Şuara Suresi Ayet 104 Diyanet Vakfı
103. Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Şuara Suresi Ayet 122 Diyanet Vakfı
121. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Şuara Suresi Ayet 136 Elmalılı
135-Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum."
Şuara Suresi Ayet 140 Diyanet Vakfı
139. Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
Şuara Suresi Ayet 154 Diyanet Vakfı
153. Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
Şuara Suresi Ayet 157 Elmalılı
156-sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi.
Şuara Suresi Ayet 159 Diyanet Vakfı
158. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Şuara Suresi Ayet 175 Diyanet Vakfı
174. Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.
Şuara Suresi Ayet 186 Diyanet Vakfı
185. Onlar şöyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
Şuara Suresi Ayet 190 Elmalılı
189-Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. ö cidden büyük bir günün azabı idi.
Şuara Suresi Ayet 191 Diyanet Vakfı
190. Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Neml Suresi Ayet 6 Ali Bulaç
5- İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.
Neml Suresi Ayet 14 Diyanet Vakfı
13. Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Neml Suresi Ayet 15 Elmalılı
14-Ve vicdanları bunlar (ın doğruluğun) a kesin bir kanaat getirdiği halde sırf zulüm ve kendilerini büyük görme yüzünden onları inkar ettiler; fakat, bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu!
Neml Suresi Ayet 24 Diyanet Vakfı
23. Gerçekten, onlara (Sebe'lilere) hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadınla karşılaştım.
Neml Suresi Ayet 27 Diyanet Vakfı
26. (Halbuki) büyük Arş'ın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur.
Neml Suresi Ayet 32 Ali Bulaç
31- (İçinde de:) 'Bana karşı büyüklük göstermeyin ve bana müslüman olarak gelin' diye (yazılmaktadır).
Neml Suresi Ayet 34 Diyanet Vakfı
33. Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.
Neml Suresi Ayet 41 Elmalılı
40-Yanında kitaptan bir ilim bulunan zat ise: "Ben onu sana gözünü kırpmadan önce getiririm." dedi. Derken onu yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lutfudur; beni imtihan için ki, şükredecek miyim, yoksa nankörlük mü edeceğim. Kim şükrederse ancak kendisi için şükreder, her kim de nankörlük ederse, şüphe yok ki, Rabbim herşeyden müstağnidir, büyük ihsan sahibidir" dedi.
Neml Suresi Ayet 74 Ali Bulaç
73- Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
Neml Suresi Ayet 79 Elmalılı
78-Elbette Rabbin, hükmüyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve O, güçlüdür, herşeyi bilendir.
Neml Suresi Ayet 85 Diyanet Vakfı
84. Nihayet, (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Değilse yaptığınız neydi?
Kasas Suresi Ayet 5 Ali Bulaç
4- Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Kasas Suresi Ayet 24 Elmalılı
23-Medyen suyuna vardığında, suyun üstünde hayvanlarını sulayan bir küme insan buldu. Bunların ötesinde de hayvanlarını alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" diye sordu. Onlar: "Biz, çobanlar çekip gitmedikçe sulamayız ve babamız da büyük bir pirdir." dediler.
Kasas Suresi Ayet 32 Diyanet Vakfı
31. Ve "Asânı at!" (denildi). Musa (attığı) asâyı yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
Kasas Suresi Ayet 36 Diyanet Vakfı
35. Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.
Kasas Suresi Ayet 37 Elmalılı
36-Musa bunun üzerine açık açık ayetlerimizle onlara varınca: "Bu uydurma bir büyüden başka birşey değildir; biz bunu önceki atalarımızdan da işitmedik." dediler.
Kasas Suresi Ayet 40 Diyanet Vakfı
39. O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.