Ana Sayfa

 
 

Aranacak kelime

Sure seçiniz






 

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla

Ali Bulaç 1- Sad, Zikir dolu Kur'an'a andolsun;

Ali Bulaç 2- Hayır; o inkâr edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.

Ali Bulaç 3- Biz kendilerinden önce, nice nesilleri yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.

Ali Bulaç 4- İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: 'Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.'

Ali Bulaç 5- 'İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey.'

Ali Bulaç 6- Onlardan önde gelen bir grup: 'Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur' diye çekip gitti.

Ali Bulaç 7- 'Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir.'

Ali Bulaç 8- 'Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.

Ali Bulaç 9- Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?

Ali Bulaç 10- Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.

Ali Bulaç 11- Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).

Ali Bulaç 12- Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.

Ali Bulaç 13- Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).

Ali Bulaç 14- Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

Ali Bulaç 15- Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

Ali Bulaç 16- (Alaylı alaylı) Dediler ki: 'Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver.'

Ali Bulaç 17- Sen onların söylediklerine karşı sabret ve bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi.

Ali Bulaç 18- Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Ali Bulaç 19- Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.

Ali Bulaç 20- Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.

Ali Bulaç 21- Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.

Ali Bulaç 22- Davud(un yanın)a girdiklerinde, onlardan ürkmüştü; dediler ki: 'Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında haktan ayrılma ve bize tam doğruyu göster.'

Ali Bulaç 23- 'Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen 'Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat' dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.'

Ali Bulaç 24- (Davud) Dedi ki: 'Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.' Davud, gerçekten bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (bize gönülden) yönelip-döndü.

Ali Bulaç 25- Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

Ali Bulaç 26- 'Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır.'

Ali Bulaç 27- Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Ateşten (görecekleri azabtan) dolayı vay o inkârcılara.

Ali Bulaç 28- Yoksa Biz, iman edip salih amellerde bulunanları yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar gibi (bir) mi tutacağız? Ya da muttakileri facirler gibi (bir) mi tutacağız?

Ali Bulaç 29- (Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

Ali Bulaç 30- Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.

Ali Bulaç 31- Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.

Ali Bulaç 32- O da demişti ki: 'Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.' Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.

Ali Bulaç 33- 'Onları bana geri getirin' (dedi). Sonra bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.

Ali Bulaç 34- Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik, tahtının üstünde bir ceset bıraktık. Sonra (eski durumuna) döndü.

Ali Bulaç 35- 'Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.'

Ali Bulaç 36- Böylece rüzgarı emrine verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Ali Bulaç 37- Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıçı.

Ali Bulaç 38- Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.

Ali Bulaç 39- 'İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.'

Ali Bulaç 40- Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.

Ali Bulaç 41- Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: 'Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu' diye Rabbine seslenmişti.

Ali Bulaç 42- 'Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik.).

Ali Bulaç 43- Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.

Ali Bulaç 44- 'Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.' Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.

Ali Bulaç 45- Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da hatırla.

Ali Bulaç 46- Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.

Ali Bulaç 47- Ve gerçekten onlar, Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.

Ali Bulaç 48- İsmail'i, Elyesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.

Ali Bulaç 49- Bu, bir zikr'dir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.

Ali Bulaç 50- Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır.

Ali Bulaç 51- İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orada birçok meyve ve şarap istemektedirler.

Ali Bulaç 52- Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.

Ali Bulaç 53- İşte hesap günü size va'dedilen budur.

Ali Bulaç 54- Şüphesiz bu, Bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.

Ali Bulaç 55- Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.

Ali Bulaç 56- Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü yataktır o.

Ali Bulaç 57- İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.

Ali Bulaç 58- Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır.

Ali Bulaç 59- (Müşrik olan hakim güçlere:) 'İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.' (denilir).

Ali Bulaç 60- (Onlara uyanlar) Derler ki: 'Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) bizim önümüze siz sürdünüz. Ne kötü bir durak.'

Ali Bulaç 61- Derler ki: 'Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır.'

Ali Bulaç 62- Ve derler ki: 'Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.'

Ali Bulaç 63- Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?'

Ali Bulaç 64- Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.

Ali Bulaç 65- De ki: 'Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir ilah yoktur.'

Ali Bulaç 66- 'Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.'

Ali Bulaç 67- De ki: 'Bu (Kur'an), büyük bir haberdir.'

Ali Bulaç 68- Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz.

Ali Bulaç 69- 'Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiç bir bilgim yoktur.'

Ali Bulaç 70- 'Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır.'

Ali Bulaç 71- Hani Rabbin meleklere: 'Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım' demişti.

Ali Bulaç 72- 'Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.'

Ali Bulaç 73- Meleklerin hepsi topluca secde etti;

Ali Bulaç 74- Yalnız İblis hariç. O büyüklendi ve kafirlerden oldu.

Ali Bulaç 75- (Allah) Dedi ki: 'Ey İblis, ellerimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?'

Ali Bulaç 76- Dedi ki: 'Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.'

Ali Bulaç 77- (Allah) Dedi ki: 'Öyleyse oradan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunuyorsun.'

Ali Bulaç 78- 'Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar benim lanetim senin üzerinedir.'

Ali Bulaç 79- Dedi ki: 'Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.'

Ali Bulaç 80- Dedi ki: 'O halde, süre tanınanlardansın.'

Ali Bulaç 81- 'Bilinen vaktin gününe kadar.'

Ali Bulaç 82- Dedi ki: 'Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka kışkırtıp azdıracağım.'

Ali Bulaç 83- 'Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.'

Ali Bulaç 84- (Allah) 'İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim' dedi.

Ali Bulaç 85- 'Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.'

Ali Bulaç 86- (Ey Peygamber) De ki: 'Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.'

Ali Bulaç 87- 'O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir.'

Ali Bulaç 88- 'Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.'

 
 
   
1 Fatiha Suresi | 2 Bakara Suresi | 3 Ali İmran Suresi | 4 Nisa Suresi | 5 Maide Suresi | 6 En'am Suresi | 7 A'raf Suresi | 8 Enfal Suresi | 9 Tevbe Suresi | 10 Yunus Suresi | 11 Hud Suresi | 12 Yusuf Suresi | 13 Rad Suresi | 14 İbrahim Suresi | 15 Hicr Suresi | 16 Nahl Suresi | 17 İsra Suresi | 18 Kehf Suresi | 19 Meryem Suresi | 20 Ta-Ha Suresi | 21 Enbiya Suresi | 22 Hac Suresi | 23 Müminun Suresi | 24 Nur Suresi | 25 Furkan Suresi | 26 Şuara Suresi | 27 Neml Suresi | 28 Kasas Suresi | 29 Ankebut Suresi | 30 Rum suresi | 31 Lokman Suresi | 32 Secde Suresi | 33 Ahzab Suresi | 34 Sebe Suresi | 35 Fatır Suresi | 36 Ya-sin Suresi | 37 Saffat Suresi | 38 Sad Suresi | 39 Zümer Suresi | 40 Mümin Suresi | 41 Fussilet Suresi | 42 Şura Suresi | 43 Zühruf Suresi | 44 Dühan Suresi | 45 Casiye Suresi | 46 Ahkaf Suresi | 47 Muhammed Suresi | 48 Fetih Suresi | 49 Hucurat Suresi | 50 Kaf Suresi | 51 Zariyat Suresi | 52 Tur Suresi | 53 Necm Suresi | 54 Kamer Suresi | 55 Rahman Suresi | 56 Vakıa Suresi | 57 Hadid Suresi | 58 Mücadile Suresi | 59 Haşr Suresi | 60 Mümtehine Suresi | 61 Saff Suresi | 62 Cumua Suresi | 63 Münafıkun Suresi | 64 Teğabün Suresi | 65 Talak Suresi | 66 Tahrim Suresi | 67 Mülk Suresi | 68 Kalem Suresi | 69 Hakka Suresi | 70 Mearic Suresi | 71 Nuh Suresi | 72 Cin Suresi | 73 Müzzemmil Suresi | 74 Müddesir Suresi | 75 Kıyamet Suresi | 76 İnsan Suresi | 77 Mürselat Suresi | 78 Nebe Suresi | 79 Naziat Suresi | 80 Abese Suresi | 81 Tekvir Suresi | 82 İnfitar Suresi | 83 Mutaffifin Suresi | 84 İnşıkak Suresi | 85 Büruc Suresi | 86 Tarık Suresi | 87 A'la Suresi | 88 Ğaşiye Suresi | 89 Fecr Suresi | 90 Beled Suresi | 91 Şems Suresi | 92 Leyl Suresi | 93 Duha Suresi | 94 İnşirah Suresi | 95 Tın Suresi | 96 Alak Suresi | 97 Kadir Suresi | 98 Beyyine Suresi | 99 Zilzal Suresi | 100 Adiyat Suresi | 101 Kaaria Suresi | 102 Tekasür Suresi | 103 Asr Suresi | 104 Hüzeme Suresi | 105 Fil Suresi | 106 Kureyş Suresi | 107 Maun Suresi | 108 Kevser Suresi | 109 Kafirun Suresi | 110 Nasr Suresi | 111 Tebbet Suresi | 112 İhlas Suresi | 113 Felak Suresi | 114 Nas Suresi
 

Ana Sayfa